Tüp Bebek Tedavisinde Neden Az Yumurta Gelişiyor?

Tüp Bebek Tedavisinde Neden Az Yumurta Gelişiyor?

Tüp bebek tedavisinde başarıyı belirleyen en önemli unsur, hormon tedavisine yumurtalıkların vereceği cevaptır; yeterli sayıda yumurta gelişen kadınlarda gebelik şansı artmaktadır. Uygulanan tedavilerde bazen istenilen sayıda yumurtanın gelişmediğini tespit ediyoruz. Bu durumla karşılaşma sıklığı oldukça yüksek olup, %9-24 oranında görülmektedir ve 2 farklı nedenle oluşabilir:

Azalmış Yumurtalık Rezervi

Klasik dozlarda hormon iğnelerinin uygulanmasına rağmen, tüp bebek tedavisinde bazı kadınlarda az sayıda ‘folikül’ yani içinde yumurtaların bulunduğu sıvı dolu kesecikler gelişmekte, buna paralel olarak kanda östrojen hormonu düzeyleri de düşük olmaktadır. Bu durum ise yumurta toplama işleminde çok az yumurta elde edilmesine yol açarak, tüp bebek tedavisinde gebelik şansını olumsuz etkilemektedir. İleri kadın yaşı, yumurtalıklarla ilgili geçirilmiş ameliyatlar, endometriozis ve diğer nedenlerle karın içinde oluşan yapışıklıklar, kadının boyuna göre kilosunun fazla olması nedenler arasında sayılabilir. Ancak bazı genç kadınlarda tümüyle beklenmedik bir şekilde bu nedenlerin hiçbirinin olmamasına rağmen, azalmış yumurtalık rezervi ile de karşılaşılmaktadır.Yumurtalık rezervi düşük olan kadınlara birçok farklı ilaç protokolü ve tedavi yöntemleri uygulanmasına rağmen, gebelik oranları düşüktür. Bunun yanısıra bu hastalarda gerek siklus, gerekse embriyo transfer iptalleri yüksek olmaktadır. Birkaç kez tüp bebek tedavisi uygulanması gerekebilmekte; bu durum özellikle kadınlarda büyük bir strese yol açarken, ilaç ve tedavi maliyetleri nedeniyle de ekonomik olarak aileyi zorlamaktadır. Yeterli sayı ve kalitede yumurta elde etme hedefi, çiftin sorunlarına yakından tanık olan doktorları da uzun yıllar boyunca farklı yöntemler araştırmaya yöneltmiştir. Bu amaçla halen birçok farklı tedavi protokolleri ve ilaçlar kullanılmaktadır.

 

Tüp Bebek Tedavisine Yumurtalığın Yetersiz Yanıtı

Yumurtalık rezervi normal olmasına rağmen, hastalarda bazen elde edilen yumurta sayısı beklenenden daha az olabilmektedir. Bu durum tedavide kullanılan protokole, seçilen ilaçlara veya dozlarına bağlı olabilir. Yeni bir uygulamada hastaya uygun tedavi modelinin seçilmesi, yeterli sayı ve kalitede yumurta gelişimini ve gebelik oluşmasını sağlayabilir. Bu nedenle bu grupta yer alan hastalar yumurtalık rezervinin gerçekten az olduğu hastalardan farklı değerlendirilmelidir.

 

Tüp bebek tedavisine başlamadan önce yumurtalık rezervi
öngörülebilir mi?

Hormon ilaçlarını uygulama şekline göre farklı şekillerde kullandığımız protokollerin tamamen kadın yumurtalıklarının performansına göre belirlenmesi gerekmektedir. Yumurtalıkların performansını ise ultrasonografi ve biokimyasal markerler ile değerlendiriyoruz. Ultrason ile foliküllerin boyutları ve sayıları tespit edilirken; biyokimyasal markerler olarak da FSH, LH, anti- mülleryan hormon (AMH) gibi hormon değerleri kullanılmaktadır.

Yumurtalığın tedavide kullanılacak ilaçlara cevabı, yani elde edilecek yumurta sayısı özellikle 3 parametre kullanılarak henüz tedavi başlamadan önce belirlenebilmektedir:

  • Kadın yaşı
  • Yumurtalıklardaki foliküllerin toplam sayısı
  • AMH (anti-mülleryan hormon) düzeyi

Tüp bebek tedavisinde 3 boyutlu (3-D) ultrasonografi ile foliküllerin sayısı yanısıra damarlanma yoğunlukları da izlenebilmekte, iyi kanlanması olan foliküllerde oksijen düzeyinin yeterli olduğu varsayılmaktadır. Bu özelliğin bazı kromozomal organizasyon anomalilerine karşı yumurtayı koruduğu düşünüldüğü için, ölçümü özellikle az yumurta gelişen hastalarda yumurta kalitesini belirlemede yararlı olabilir.

Hastanın boy- kilo indeksi, daha önce yaşadığı hastalık ve ameliyatlar ile varsa önceki tüp bebek tedavilerine yanıtı da seçilecek tedavi protokolü ve ilaç dozlarında önem taşır. Bu arada beyinden salgılanan hormonların reseptörlerindeki genlerin çeşitliliği değerlendirilerek tedavide kullanılacak ilaçlar belirlenebilir.

İleri kadın yaşında sadece yumurta sayısı değil, kalitesi de azalmaktadır. Genç yaştaki kadınların ileri yaşa göre gebelik şansının daha yüksek olduğu gözlenmektedir.

Yumurtalıkların olası cevabına ilişkin değerlendirmenin tedaviye başlamadan önce yapılması, çiftlerin tedavide karşılaşabilecekleri riskler ve gebelik şansları hakkında bilgilendirilmelerini ve olası sorunlara karşı psikolojik olarak hazırlanmalarını sağlamaktadır.

 

Azalmış Yumurtalık Rezervinde Tedavi Yöntemleri

 

Yumurtalık rezervi düşük kadınlarda amacımız ‘hastaya özel’ tedavi protokolü ile siklus iptal oranlarını en az düzeye indirmek, hormonal tedavi sürecinde dozu ve ilaç kullanım süresini azaltmak, mümkün olduğunca yeterli sayıda olgun ve kaliteli yumurta ve nihayet iyi embriyo gelişimi elde ederek gebelik oranlarını iyileştirmektir. Bu nedenle tüp bebek tedavisinin ‘BİREYSELLEŞTİRİLMESİ’  başarıda artık en önemli koşullardan biri olarak kabul edilmekte ve tamamen kişiye özel tedavi uygulanmaktadır.

Tedavi seçenekleri:

  • Uzun yerine kısa protokol kullanmak
  • Hormon iğnelerini farklı dozlarda uygulamak
  • Kısa protokol kullanırken hastaya göre seçim yapılması ve uygun görülen hastalarda klomifen sitrat gibi ağız yoluyla kullanılan ilaçların tedaviye eklenmesi; böylece  hormon iğnelerinin dozlarının azaltılması
  • Farklı yapıda hormon iğnelerini ayrı ayrı veya birlikte kullanmak (r-FSH, HMG, r-LH)
  • Planlanan siklusdan önce luteal dönemde östrojeni tek başına veya birkaç gün antagonist ile birlikte kullanarak foliküller arasında uyumu arttırmak
  • Natürel siklus, yarı-natürel siklus uygulamak
  • Büyüme hormonunun tedaviye eklenmesi (Farklı dozlarda ve kullanım sıklığında uygulanan büyüme hormonunun yumurta sayısını değil, ama kalitesini arttırarak gebelik ve canlı doğum oranlarını arttırdığı bildirilmektedir.)
  • Farklı uygulama şekilleri ve çeşitleri ile androjen kullanımı (Testosteron, DHEA)
  • Embriyo transferinin  yapılacağı günün seçimi: 2.gün/ 3.gün transfere göre gebelik oranlarının değerlendirilmesi

Yukarıda sayılan tüm seçeneklere rağmen tedavilerin başarıları hala sınırlıdır. Duydukları her yeni tedavi yöntemine karşı çok hassas ve ilgili olan bu çiftlerin yeni tedavi yöntemleri konusunda doğru bilgilendirilmeleri çok önemlidir.

 

Author

Hale Karagözoğlu İstanbul doğumludur. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde eğitimini bitirerek mezun oldu. Türkiyenin çeşitli yerlerinde ve Almanya'da hizmet verdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir